<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=1398795703315681155&amp;blogName=Ya+O+Degil+De...&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fqbxe.blogspot.com%2Fsearch&amp;blogLocale=en_US&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fqbxe.blogspot.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>

Ya O Degil De...

Diger bloglar olmasa, Internetteki en iyi blog.

Bir Ilkbahar Aksamustu


Sen benim icin bir ilkbahar aksamustususun. Ilik, ama aydinlik bir aksamustu. O aksamustunde yemyesil bir bahcesin. Kucuk ama her renkten ciceklere izin veren bir bahce. O bahcede sirtimi dayayip golgesinde soluklandigim bir ihlamur agacisin. Mis kokulu bir ihlamur agaci.

Aksamustunun ara sira esen serin ruzgari, bahcenin de koooskocaman duvarlari var ve bir de kale kapisi gibi kapisi. Benim anahtarim da yok, kapiyi kiracak gucum de. Ama umudum var. Diyorum ki belki derdimi anlatsam o koskocaman kapi kendiliginden aciliverirdi. Ya da duvarlar toz oluverirdi gorselerdi perisanligimi. "Git" derlerdi, "Kokla o mis kokulu ihlamur agacini. Kis gelmeden, solmadan yapraklari". Ama ne derdimi anlatabildim, ne duvari yikabildim.

Ben genis zamanlar umuyordum, cirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi soylemek. Yillarin telasinin bu kadar cabuk gececegi, aklima bile gelmezdi.

Son kisim, Behcet Necatigil'in Sevgilerde siirinden.

Labels:

Bir Reklam

Is yapmadigimiz zamanlarda Mehmet'le birbirimize 140 karakterlik laf soktugumuz twitter hesaplarimiz var. Benimki pek karizmatik: twitter.com/kubilayeksioglu

Labels:

Yorgun

 
 7-8 yasindayken iki tekerlekli bisiklete binmeyi ogrenmeye calisiyordum. Biraz yalpalatmayi basariyordum her defasinda da, hic ciddi ciddi surememistim ilk gun. Kaybetmekten nefret eden biri olarak -o zamanlar da ayniymisim- "Beceremiyorsam, hic binmem daha iyi!" demistim. Bizimkilerin "yaparsin, yaparsin" gaziyla gunun sonunda bisiklet binmenin asil olayini kavradim. Pedallari cevirdiginiz surece gidiyordunuz, pedallari cevirdiginiz surece dusmuyordunuz. Simdi geriye bakiyorum da, yaklasik 20 yildir pedal ceviriyormusum hepi topu bir arpa boyu yol almisim bunca surede. Ayaklarim artik yoruldu, bisikletin ustunde kalmak cok zor, cok can sikici geliyor. Artik daha dusuk vitesle ilerliyorum ve pedal cevirmeyi birakacagim gun, hic de uzak gorunmuyor.

Bunca Yillik Yogurtcuyum

Ayip lan, biriniz devlet baskanisiniz biriniz cumhurbaskani. Hadi tamam erkegiz bakiyoruz da, Sarkozy bari agzinin kenarindaki suyu silerken yakalanmayaydin be arkadasim. "Bunca yillik yogurtcuyum, boyle kase gormedim" bakisi atmak hic devlet baskanina yakisiyo mu Huseyin? Ama eskiden boyle degildi bunlar; hele Huseyin, hic degildi. Evden camiye, camiden eve giden bi' adamdi. Hep Berlusconi'nin sucu bunlar, civir civir kizlarla egleniyo adam tabi bunlar da ozeniyorlar. Tabi derdi bana dusmez de, Carla Bruni yenge "vay babayin kemugune!" bakisini gorurse, evde oklavayla kovalar bu Sarkozy tirtini. 

Not: Tabi bu blogun yazari bir hatun kisi, bir cins-i latif olsaydi atacagi baslik "Erkek degil misiniz, hepiniz aynisiniz!!!" olurdu. Ama ben bu olayda Barack Yogurtcu Obama'nin yanindayim. Ama sag yanindayim, tam Obama'nin kestigi ablanin orda.

Labels: ,

Batman vs. Superman


"Evde Batman oyuncagi koleksiyonum var" desem hicbi' kizi kandiramayacagim icin boyle oyalaniyorum artik. 

Labels:

Costanza


 OSS'ye hazirlanirken gobegim cikti, universitenin ilk yilinda sakalim cikarken sacim dokuldu vucuttaki kil oranini sabitlemek icin. 3 aydir da gozum bozuktu, cumartesi doktora gittim, bugun de gittim gozlugu teslim aldim. 19 yasimda kel, gobekli, gozluklu bi' adam haline geldim. 20 yasinda da andropoza girerim tam olur artik.

Hayalimde yaslaninca Luc Besson gibi falan olmak vardi, ben bildigin Goerge Costanza oldum lan. Kendisinden bir kupleyle bitirelim:

"I just threw away a lifetime of guilt-free sex and floor seats for every sporting event in Madison Square Garden, so please, a little respect, for I am Costanza, lord of the idiots!"

Labels:

Istanbul Notlari


Aslinda bu yazinin Istanbul'dan bir onceki donusumde yazilmasi gerekiyordu ve fakat blog yazmada bile o kadar tembel bi' insanim ki yazmayi iki ay ertelemisim, neyse gec olsun da guc olmasin.

- Esprituel muavin bir, menopoz yasli teyze iki. Allah insani bu iki tur insanin serrinden korusun. Her otobuse bindigimde birinden birine denk gelirim. Nerde manyak minibus soforu varsa bulurum. Bi' defasinda "kaptan surdan iki bilmemneresi" diye para uzatan adama, "kaptan degil, sofor" diyen minibus soforuyle karsilasmisligim var. Allahtan adam "valla sen ucak kullanir gibi kullaninca ne diyecegimi bilemedim" diye gelen ortaya sahane bi' vole cakti da, icimin yaglari eridi.

- Istanbul'a gecen gittigimde (pireviyisli on hiyroz!) her tarafta yanik kokusu vardi. Eve gelinceye kadar isli peynir gibi kokmaya baslamistim, icimden "ulan beyaz sarabin yaninda ne guzel giderdim simdi" diye gecirmedim degil. Bu defa o kokuyu bulamadim, baharin gelisinden mutevellid olsa gerek.

- Istanbul'un vapurlari pek guzel de martilari bi' tuhaf. Vapurda giderken yandan gecen diger vapurun martilari bizim tarafa hic yanasmadi, bizim simitlere hic ellesmedi. Oyle zannediyorum ki kendi aralarinda anlasmislar "Sen Kadikoy-Eminonu martisisin. Ben Besiktas-Kadikoy yapiyorum, Salim abi de Uskudar-Besiktas yapacak bundan sonra." diye. "Ayrica atilan cizileri yemeyin, cok fena circir yapiyor.Gecen yedim, uc gun ucamadim valla." 

- Gitmeden hemen once, yeni bir yegenim oldugu haberini aldim. Amca, dayi olmak iyi guzel de, baba olamam gibi geliyo bana. Sorumlulugu zor yani, ondan. Yani benim cocugum altini pisletmeyecek adam gibi tuvalete s*cacak; yemek icin aglamayacak ya gidecek sandvic hazirlayacak yiyecek ya da Recep Usta'dan acili bi adana durum soyleyecek. Uyuyamiyorsa aglamayacak, bi' tane sakinlestirici alip susacak. Mahsulun bunlari yapabilecegine inandigim anda cocuk yapacagim. O zamana kadar yigenleri sevme egilimindeyim.

- Bitirmeden "sosyal me$az" veriyim. Istiklal'de yururken, bi' adam arkadasina dert yaniyodu "abi, su kadinlari bi' turlu anlayamadim" diye. Ulan eseyli ureme basladigindan beri anlayamiyoruz biz bu kadin milletini. Hayir biri ciksa dese ki "evet, 15 yillik arastirmadan sonra kadinlarin davranislarini cozduk", 15 dakikaya virus DNAsi gibi degisiverir, agzimiza agzimiza s*cmak icin yepyeni yontemler bulurlar. Halbuki biz erkekler oyle miyiz? "Aha yemek, yiyeyim; aha cisim geldi, iseyeyim; aha soyundu, seviseyim".

15 gun sonra, okulu bitirip eve donunce yeni yeni izlenimler edinirim artik. Onlari da bi' yil gecikmeyle buraya aktaririm gibi geliyor. Mehmet'in "zirvede birakacaktin" israrlarina ragmen, blog yazmaya devam ediyorum, hadi hayirlisi. 

Labels:

Guzel Kizlarla Iletisim Sponsoru

Heineken, sinds 1873.

Kadin-Erkek Iliskilerinde Arz Talep Dengesi



Aynaya bakarken "aslinda yakisikliyim lan ben" dediginiz anda, "e o zaman niye yalnizim anasini satiyim?" dusuncesi ve bu yalnizligi ortadan kaldiracak teoriler zihninizde ucusmaya baslar. Sahsimin aydinlanmasinin temeli olan bu teoriyi, 100. yazi olmasi hasebiyle acikliyorum.

Simdiii, sokaga bakiyorum, diyorum ki, su sokaktan gecen 100 kisiden 20'si benden daha yakisikli, zeki, zengin, kulturlu, bok pusur - yani total toplamda daha iyi - olsun. Yine ayni sokaktan - kerhane sokagi midir nedir arkadas kac kisi geciyo buradan ya? - gecen 100 cins-i latiften 30'u da benim begenecegim kadar guzel veya zeki, espri kabiliyeti olan, hicbiri degilse bile babasi fabrikator olup milyonlarla oynayan biri olsun. Erkeklerin Top %20'si ile disilerin Top %20'sini caprazlayalim, ben oralara hic ilismeyeyim. Geriye kalan %10'un benim sinirlarim icerisinde kalmasi gerekmez mi? Yani, dunya nufusunun %50.3'unun erkek, 49.7'sinin kadin oldugunu varsayarsak [1] ve su an okudugum Bilkent Universitesi'nde 10.000 ogrenci varsa, demek ki;

- 5030 erkek, 4970 cins-i latif var.
- Top %20'deki 1006 erkek, 1006 kadinla eslesti.
- Geriye benim hoslanacagim 485 cins-i latif kaldi. Bunlarin her birinin ayri donemlerde oldugunu var sayarsak, 485/6 = 80.83 (80 master, 80 hazirlik ogrencisi oldugu varsayin)
- .83'u Mehmet'in olsun, bana 80 kadin kalir.

Bu teoriden sonra, "Bundan sonra bildigim, etrafimda benimle birlikte olmayi kabul edecek 80 cins-i latif oldugudur. Sekseninden biri nasolsa 'ya Kubilay, ben senin bencil, inatci, gicik mizah anlayisina, sarkastik laf sokuslarina, gulunce yerinden ziplayan gobegine hastayim.' diyerek gelecek. O yuzden, yorulmanin, ugrasmanin hiiic alemi yok" fikrini siar edinmistim. Ama bakiyorum birak sekseni, bir tane bile cins-i latif, gobegime olan hayranligini dile getirmis degil. O zaman teoride zerre hesap hatasi olmadigini goren siz dostlarima soruyorum:

NERDE BU 80 KADIN?

[1] CIA World Factbook. 2008.
Not: "total toplam" olmaz, total zaten toplamdir diyeni disiyse %70'e, erkekse itin gotune sokarim, ona gore.

Labels:

Nasil Basladi: Volkana Bakire Kurban Etme Gelenegi



Aztek Bar, gece 01:00 sulari...

-Melaba bagyaan! Geceye benim cadirimda devam etmek ister misiniz? Ates suyu koleksiyonumu gosteririm size.
- Aa! Git be, salak. Sana verecegime kendimi volkana atarim daha iyi.

Blogculuk Kisaliyormus!

Hurriyet'in dedigine gore, blogculuk muessesi 2022'de kalkiyor. Arkadas ben 13 yil daha nasil yazayim ya, yok mu bi' guzellik? Sergey'den torpil falan? Niye yapiyoruz onu da bilmiyorum, sigortasi yok, Sodexo'su yok...

Labels:

Nanik!


Eskilerden tanidiklarimdan kimle karsilassam/konussam, "Ya hala aynisin biraz buyu artik..." demeye basladilar. Ilkokul arkadaslarima gore hala ilkokuldaki cocugum, lise arkadaslarima gore hala 13 yasinda bi' yeni ergenim, universite arkadaslarim icin de pek farkli oldugunu sanmiyorum acikcasi, "Cocuk gibisin Kubilay yaa..." demis 40 tane insan sayabildigime gore. 

Kimse kusura bakmasin, yalniz, ben bu 13 yasindaki yeni ergen mutlulugundan pek memnunum. Hele ki; buyuyup adam olamayanlari gordukce, oldugum kisiyi daha da cok seviyorum. Lost izleyip bin bir turlu komplo teorisi ustunde kafa yormadigim, samimi olmayan muhabbetlerde konuyu 'ulke nasil kurtulur'a getirmedigim, babamin ceketini alip kendi ceketimmis gibi giyinmek sur'etiyle kendimi olgun gosterme cabalarina girmedigim, evlilik hayalleri kurmadigim icin beni cocuk olarak gorenler, varsinlar gorsunler. Zira onlar 20 yil sonra 3 cocuk dogurup -dogurtup veya- ici gecmis, yaptiklari isten nefret ederek 60 yasinda gelecek olan kalp krizini bekleyen insanlar haline geldiklerinde ben hala 13 yasinda kalmayi basarirsam, hepsine okkali birer nanik! yapiyor olacagim. 

Cok acik ve net soyluyorum (blog yazarliginda Recep Tayyip Erdogan tadi):

Büyüyeni s.ksinler!

Labels:

Atis Serbest

Pek meshur bi' filmin pek sahane bi' sahnesinden, pek sahane bir tini. Film + sahneyi ilk bilene Kinder Bueno var. 3 gun icinde bilen cikmazsa, ben yiyorum kinder buenoyu, gobek yapiyorum, ona gore...

Biliyoruz...

Kizlar, artik giydiginiz uzun cizmelerin -Ugg da olur- altinda, pantolonunuzu corabinizin icine soktugunuzun farkindayiz. 

Cins-i latiflerin dunyasiyla ilgili, artik 1 sey daha biliyoruz. Geriye bi' tek Mars'a adam gondermek kaldi. Calsin davullar, heleloy!

Labels:

Tumblr Tadi

-Iskenceye hayir!
-BDSM?
-Bak o olur.

Labels: